Rumen sağlığı ve performansın birlikteliği

Mevcut süt sığırı işletmelerinde, yüksek verimli süt sığırlarının rasyonlarını; hayvanlarda asidozis oluşumuna neden olan ve bunun sonucunda metabolik bozulmalara, süt verimi ve süt yağı miktarında düşmelere neden olan yüksek miktarda karbonhidrat kullanarak hazırlamayı zorunlu hale getirmiştir. Yüksek süt verimi seviyesine ulaşmak ve aynı zamanda belirtilen negatif etkileri ortadan kaldırmak için rasyonlarda, karbonhidratlardan 2,25 kat daha fazla enerji ihtiva eden yağların kullanılması iyi bir stratejidir. Bu durum, özellikle hayvanlarda metabolik stres ve problemler ile yetersiz süt erimine neden olan negatif enerji dengesinde oldukları erken laktasyon döneminde daha da önem kazanır.

«Yüksek süt verimi seviyesine ulaşmak ve aynı zamanda belirtilen negatif etkileri ortadan kaldırmak için rasyonlarda, karbonhidratlardan 2,25 kat daha fazla enerji ihtiva eden yağlar kullanılmalıdır.»

Ruminant yemlerinde yağların kullanımı

Tavsiyeler: Yüksek verimli süt sığırlarında maksimum süt verimi ve besin maddelerinin etkin kullanımı için rasyon ham yağ içeriğinin %7-8’lerde olması gerekmesine karşın; bu oran yüksek yağ içeriğine bağlı olarak meydana gelebilecek kuru madde tüketiminde azalma, selüloz sindiriminin düşmesi gibi problemlerin önüne geçmek için % 4-6 ile sınırlandırılmalıdır. Yüksek yağ içeriği ayrıca aşağıda belirtilen sorunlara da neden olur:

    • Yağlar, selülozun etrafını kaplayarak rumen mikroorganizmalarının tutunmasını engeller.

    • Rumendeki mikrobiyel popülasyonu değiştirir.

    • Hücre geçirgenliğini etkileyerek, mikroorganizmaların aktivitelerini azaltır.

Bununla birlikte kullanım oranı veya rasyon ham yağ düzeyi göz önünde bulundurulması gereken tek nokta değildir. Son yıllarda yağların, yağ asidi profillerinin yanında, üreme performansının arttırılması için gerekli olan, doymuş-doymamış yağ asitleri arasındaki oran ile doymamış yağ asidi miktarı üzerinde de durulmaktadır. Bilindiği gibi doymamış yağ asitleri rumen mikroorganizmaları için toksik etkiye sahiptir. Mikroorganizmalar savunma mekanizması olarak doymamış yağ asitlerini biyohidrojenizasyon ile doyurarak toksisitesi daha düşük olan doymuş forma dönüştürürler. Biyohidrojenizasyon aşamasında mikroorganizmalar enzimler vasıtası ile doymamış yağ asitleri doymuş forma dönüşünceye kadar çift bağlara hidrojen bağlar. ( C18:2’den C:18,0’a gibi). Bu prosesin sonucu oldukça önemlidir. İlk olarak, ruminantlar yem ile gelen bileşikler yerine farklı kimyasal bileşikleri absorbe eder ve bunun verime yansıması kolay tahmin edilemez. İkinci olarak, biyohidrojenizasyon sırasında bazı ara ürünler üretilir (trans-10 18:1 veya trans-1, cis-12 18:2). Bu yan ürünler meme dokunun belli bölgelerine etki ederek süt sektöründe oldukça önemli olan süt yağ seviyesini düşürür.

«Üreme performansının yükseltilmesi için doymamış yağ asidi miktarı arttırılmalıdır.»

By-pass yağlar

Yağların belirtilen negatif etkilerinden kurtulması için, yağlar rumen fonksiyonlarını en az düzeyde etkileyen ve biyohidrojenize edilmeyen rumen korumalı (by-pass) formda verilmelidir. Bunun yanında by-pass yağlar, rumen fermentasyonunu ve süt yağ sentezini olumsuz yönde etkilemezl By-pass yağlar, direkt olarak (rumeni pass geçerek) rumenden bir sonraki bölüme, oradan da sindirimin gerçekleştiği incebağırsağa geçer. By-pass yağların etkisi kaynağın iki ana özelliği ile açıklanır:

• Pka: Tuzların %50’si ayrıştıktan sonraki pH seviyesidir. Pka seviyesi rumen Ph seviyesinin altında ise bu yağ korunmuş bir yağdır. Uzun zincirli yağ asitlerinin kalsiyum tuzlarının Pka seviyesi yaklaşık 4,5’tir. Fakat yağların zincir uzunluğu ve yağ asitlerinin doymamışlık oranına göre değişkenlik gösterebilir. Kısa zincirli yağ asitleri ve doymamış yağ asitlerinin Pka seviyeleri çok az yüksektir (belli belirsiz).

• Erime noktası veya doymuşluk derecesi: Doymuş yağ asitlerinin erime noktaları yüksektir. Bu nedenle rumendeki fiziksel ve kimyasal olaylar ile yapısının değişmesi oldukça zordur.

«Yağlar, rumen fonksiyonlarını en az düzeyde etkileyen ve biyohidrojenize edilmeyen rumen korumalı (by-pass) formda verilmelidir.»

Uzun zincirli yağ asitlerinin kalsiyum tuzu

Pazarda mevcut bulunan by-pass yağlar arasında ,faydaları ve dünyanın hemen hemen her yerinde kullanılması nedeniyle özellikle, uzun zincirli yağ asitlerinin “kalsiyum tuzları” veya “kalsiyum sabunu” göze çarpmaktadır. Uzun zincirli yağ asitlerinin kalsiyum tuzları (Ca-LCFA) uzun zincirli yağ asitlerinin karboksil grup ile reaksiyona girmesi neticesinde çözünemeyen tuz olarak üretilir. Gliseridlerin tersine, yağ asitleri gliserol yerine kalsiyum iyonları ile bağlanır.

• Korumanın seviyesi (by-pass): Kalsiyum tuzları rumen Ph’sından etkilenmez. Damıtılmış palm yağ asitlerinin kalsiyum sabunu rumen Ph’sında stabilitesini koruyabilmektedir (Sukhija ve Palmquist, 1990), bu nedenle normal rumen Ph’sında ayrışmazlar ve dolayısı ile selüloz sindirimini etkilemez (Jenkins ve Palmquist, 1984). Biyohidrojenizasyondan etkilenmez. Uzun zincirli yağ asitlerinin kalsiyum tuzları (Ca-LCFA) abomasuma ulaştıklarında kalsiyum ve yağ asitlerine ayrışır ve sindirim başlar. Ca-sabunlarının çözünmezlik derecesi, rumen Ph seviyesine ve yağın, yağ asidi profiline bağlıdır. Genel koşullar altında Ca-LCFA’ların rumendeki yıkımı diğer by-pass yağ formlarına oranla daha düşüktür. Ca-LCFA’ların korunmuşluk seviyelerinin doymuş yağlardan (hidrojenize) daha düşük olduğu rapor edilmesine karşın ( %60-90), Ca-LCFA’ların sindiriminin doymuş yağlardan çok daha yüksek olması, doymuş yağlara göre düşük korunmuşluk düzey etkisini de ortadan kaldırmaktadır.

• Sindirilebilirlik: Palmquist ve Jenkins (1982) ve Palmquist (1994)’in birlikte yapmış oldukları çalışmalar, Ca-LCFA’ların sindirilebilirliğinin yüksek olmasının getirdiği faydaların, erken laktasyon dönemi yemlerin enerji yoğunluğu ve besin madde sindirimini arttırdığını ortaya koymuştur. Sonrasında Drackley (1999), kuru maddenin %3’ü düzeyindeki kullanımlarda ortalama standart sindirilebilirliği %95,9 olarak hesaplamıştır. Weiss ve Wyatt (2004) yapmış oldukları bir başka çalışmada kuru maddenin %3’ü düzeyindeki kullanımlardaki sindirim düzeyini %92,9 olarak saptaması daha önceki çalışmaları destekler niteliktedir.

«Pazarda mevcut bulunan by-pass yağlar; dünyanın hemen hemen her yerinde kullanılan ve üzerinde en çok bilimsel çalışma yapılmış olan uzun zincirli yağ asitlerinin, “kalsiyum tuzları” veya “kalsiyum sabun”larıdır.»

Ca-sabunu bypass yağların farklılıkları

Sindirilebilirliğin yüksek olmasının nedenlerinden biri, diğer uzun zincirli yağ asitlerinin absorbsiyonunda sinerjik etkiye sahip olan oleik asit (C18:1) miktarının artmasıdır (Moate, 2004). Block et al. (2005) ise kalsiyum sabunu by-pass yağların sindirilebilirliklerinin yüksek olmasını, bu yağların doymamış yağlar arasında sindirilebiliriği en yüksek doymamış yağ asitlerini ihtiva etmesine bağlamışlardır. Yüksek seviyede sindirilebilir enerji sağlayan bu yağlar verimi de olumlu yönde etkilemektedir. Ca-LCFA’ların incebağırsaktaki sindirilebilirliklerinin yüksek olduğu bu sonuçlar, diğer araştırmacılar tarafından da desteklenmektedir (Weiss ve Wyatt, 2004; Naik, 2013). Weiss ve Wyatt (2004)’ın Ca-LCFA ve hidrojenize yağların sindirilebilirliklerini karşılaştırmak amacıyla yaptıkları çalışmada, her iki gruba da toplam yemin sırasıyla %1,7 ve 3,4’ü oranında Ca-LCFA (kalsiyum sabunu) ve hidrojenize yağ eklenmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Ca-LCFA (kalsiyum sabunu) yağların sindirilebilirliği hidrojenize yağlardan çok daha yüksek bulunmuştur. Bunun dışında hidrojenize yağlar selülozu ve diğer besin maddelerini kaplayarak yemin sindirilebilirliğini düşürür. Bunun yanında fraksiyonize ve hidrojenize yağlar oldukça önemli olan doymamış yağ asidi içermezler.

Doymamış yağ asitlerinin ( C18:2 ve C18:3) en önemli etkileri:

• Hayvan sağlığı ve performansı: Üreme (ovaryum foliküllerinin boyutunu arttırır, embriyonun yaşama gücünü arttırır, gebelik oranını yükseltir), bağışıklık sistemini güçlendirir.

• Ekonomik: Süt endüstrisi, omega-3 bakımından zengin süt üreten çiftçilere prim ödemektedir.

«Ca-sabunu bypass yağların sindirilebilirliklerinin yüksek olmasının nedenlerinden biri, diğer uzun zincirli yağ asitlerinin absorbsiyonunda sinerjik etkiye sahip olan oleik asit (C18:1) miktarının yüksek olmasıdır.»

Sindirim ve emilim

Yağ asitlerinin sindirimi ve emilimi ince bağırsağa ulaşan yağ asitlerinin kompozisyonundan da etkilenmektedir. Bu anlamda C16:0 ve C18:0+C18:1 arasındaki oran yaklaşık 1:1 oranındadır ki bu oran sütün kompozisyonunda bulunan yağ asidi kompozisyonu ile benzerlik gösterir ve bu da süt yağı seviyesine olumlu yönde etki eder (Loften et al., 2014). Bir diğer önemli konu ise, kombinasyonu oluşturan her bir yağ asidinin farklı erime noktalarına sahip olmasıdır. Erime noktalarının sindirimin en yüksek olduğu vücut ısısına yakın olması ise dikkat çekici bir noktadır. Uzun zincirli yağ asitlerinin kalsiyum tuzları (Ca-LCFA) aynı zamanda bir kalsiyum kaynağıdır.

Bunun iki ana faydası vardır:

• Yağ eklenen rasyonların sindirilebilirliği ile yemde bulunan 2 değerlikli katyonik mineraller arasında pozitif bir korelasyon vardır .Davidson and Woods (1963) ve Grainger et al. (1961).

• Ca-sabunu yağların rumen Ph’sının düşük olduğu durumlarda dahi biyohidrojenizasyona daha az duyarlıdır. Bu oldukça önemlidir çünkü rumen Ph seviyesinin düştüğü durumlarda süt yağ seviyesini düşüren ve biyohidrojenizasyonun ara maddesi olan C18:2 izomer miktarı artar.

«Yağ asitlerinin sindirimi ve emilimi ince bağırsağa ulaşan yağ asitlerinin kompozisyonundan da etkilenmektedir. C16:0 ve C18:0+C18:1 arasındaki oran yaklaşık 1:1 oranındadır .»

Bypass yağlar ve üreme üzerindeki etkileri

Omega-6 ve omega-3 yağ asitleri hayvanların dokularından sentezlenemez. Birçok metabolik olayda önemli bir role sahip olan bu iki yağ asidinin yem ile birlikte hayvanlara sağlanması oldukça önemlidir. Bu iki yağ asidi biyolojik olarak birbirlerine çevrilebilme özelliğine sahip olan yağ asitleridir. Kalsiyum sabunu korunmuş yağlar doymuş ve doymamış yağ asitleri bakımından zengin yağlardır. Bu yağlar sadece enerji sağlamakla kalmaz aynı zamanda omega-3 ve omega-6 yağ asitleri de sağlar.


Kalsiyum sabunu by-pass yağlar ile sağlanan yağ asitleri direkt olarak uterus ve ovaryum üzerine etkili olan kolesterol miktarını (HDL) arttırır. Progesteron seviyesini yükseltir ve prostoglandin üretimini düzenler. Korunmuş yağlar enerjinin yanında içermiş oldukları yağ asidi kompozisyonları ile üreme üzerine etkili olan (insülün, IGF-I vb) büyüme faktörleri ve hormonlarını da etkiler. Yüksek miktarda çoklu doymamış yağ asidi içeren korunmuş yağlar sütün kompozisyonunu da olumlu yönde etkiler. Sütte konjüge linoleik yağ asidi miktarı artar.

«Kalsiyum sabunu korunmuş yağlar doymuş ve doymamış yağ asitleri bakımından zengin yağlardır. Bu yağlar sadece enerji sağlamakla kalmaz aynı zamanda omega-3 ve omega-6 yağ asitleri de sağlar.»